AKP RETORİĞİNİN GEOMETRİSİNDEN DEVLETİN GEOMETRİSİNE

A.   Geometrik Yöntemle Meşrulaştırılan Leviathan¹

Derler ki:

  1. İnsanın, insan olmasının doğal koşulları nedeniyle, her şey üzerinde hakkı vardır.

1.1. Bu insanın üzerinde hiçbir üst otoritenin olmadığı durumdur.

1.2. İnsanın her şey üzerinde hak sahibi olması ve bir başkasının da aynı hakka sahibi olmasını gerektirir. Buna ileveten hiçbir üst otoritenin olmaması da, insanlar arasında mutlak özgürlük ve eşitlik durumu yaratsa da hiç kimsenin hiçbir şey üzerinde hak sahibi olamadığı anarşik bir durumu da beraberinde getirir.

1.3. Daha üst bir otoritenin olmadığı bu anarşik durum, çıkarların çarpıştığı, bellum omnium contra omnes, yani herkesin herkesle savaşma durumunu yaratır.

1.4.  Böylesi bir savaş ortamında, ne endüstriden ne de kültürden, ne ürünlerin kullanımından ne de denizcilikten, ne bilgiden, ne de ithalat ve ihracattan bahsedilebilir.

2. İnsan doğası summum malum‘a, yani azami kötülüğün ya da diğer bir değişle vahşice katledilme korkusunun, ve kendi arzularının (desire) varlığına göre hareket etmek durumundadır. Bu durumda, ölüm korkusu ya da güvenlik ihtiyacı daha ağır basar.

2.1. İnsan, kendi doğal haklarının bazılarından feragat eder ve toplumsal sözleşmeler vasıtasıyla kendini denetleyecek ve koruyacak bir aygıt kurar. Bu, insan yapımı, yapay bir aygıttır.

2.2. Bireylerin kendi doğal haklarından feragati ve potansiyel güçlerini kısıtlamaları, bu yapay aygıtın, yasama ve politik gücü tekelinde toplamasıyla sonuçlanır. Devlet ya da müşterek-refah (commonwealth), erki ve cezalandırma gücünü elinde bulundurur.

2.3. Gözle görülür bir erkten ziyade, bireylerin güçlerini kısıtlamalarını pekiştiren, insanlardaki cezalandırılma korkusudur.

3. Devletin tekelindeki, kanunlar ve yaptırımlar, bu feragatler ve toplumsal sözleşmeler sayesinde şekillenir. Böylelikle, devletin, şiddet ve yaşam/ölüm döngüsünün üzerindeki tahakkümü ve politik otoritesi meşrulaşır.

B.     Kutsal Leviathan’ın Geometrik Yöntemle Eleştirisi

  1. Devlet, Leviathan’dır. Leviathan kimdir?

1.1.  “Leviathan’ı çengelle çekebilir misin,
Dilini halatla bağlayabilir misin?
2 Burnuna sazdan ip takabilir misin,
Kancayla çenesini delebilir misin?
3 Yalvarıp yakarır mı sana,
Tatlı tatlı konuşur mu?
4 Seninle antlaşma yapar mı,
Onu ömür boyu köle edesin diye?
5 Kuşla oynar gibi onunla oynayabilir misin,
Hizmetçilerin eğlensin diye ona tasma takabilir misin?
6 Balıkçılar onun üzerine pazarlık eder mi?
Tüccarlar aralarında onu böler mi?
7 Derisini zıpkınlarla,
Başını mızraklarla doldurabilir misin?
8 Elini üzerine koy da, çıkacak çıngarı gör,
Bir daha yapmayacaksın bunu.
9 Onu yakalamak için umutlanma,
Görünüşü bile insanın ödünü patlatır.
10 Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur.
Öyleyse benim karşımda kim durabilir?
11 Kim benden hesap vermemi isteyebilir?
Göklerin altında ne varsa bana aittir.
12 “Onun kolları, bacakları,
Zorlu gücü, güzel yapısı hakkında
Konuşmadan edemeyeceğim.
13 Onun giysisinin önünü kim açabilir?
Kim onun iki katlı zırhını delebilir?
14 Ağzının kapılarını açmaya kim yeltenebilir,
Dehşet verici dişleri karşısında?
15 Sımsıkı kenetlenmiştir
Sırtındaki sıra sıra pullar,
16 Öyle yakındır ki birbirine
Aralarından hava bile geçmez.
17 Birbirlerine geçmişler,
Yapışmış, ayrılmazlar.
18 Aksırması ışık saçar,
Gözleri şafak gibi parıldar.
19 Ağzından alevler fışkırır,
Kıvılcımlar saçılır.
20 Kaynayan kazandan,
Yanan sazdan çıkan duman gibi
Burnundan duman tüter.
21 Soluğu kömürleri tutuşturur,
Alev çıkar ağzından.
22 Boynu güçlüdür,
Dehşet önü sıra gider.
23 Etinin katmerleri birbirine yapışmış,
Sertleşmiş üzerinde, kımıldamazlar.
24 Göğsü taş gibi serttir,
Değirmenin alt taşı gibi sert.
25 Ayağa kalktı mı güçlüler dehşete düşer,
Çıkardığı gürültüden ödleri patlar.
26 Üzerine gidildi mi ne kılıç işler,
Ne mızrak, ne cirit, ne de kargı.
27 Demir saman gibi gelir ona,
Tunç çürük odun gibi.
28 Oklar onu kaçırmaz,
Anız gibi gelir ona sapan taşları.
29 Anız sayılır onun için topuzlar,
Vınlayan palaya güler.
30 Keskin çömlek parçaları gibidir karnının altı,
Düven gibi uzanır çamura.
31 Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır,
Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.
32 Ardında parlak bir iz bırakır,
İnsan enginin saçları ağarmış sanır.
33 Yeryüzünde bir eşi daha yoktur,
Korkusuz bir yaratıktır.
34 Kendini büyük gören her varlığı aşağılar,
Gururlu her varlığın kralı odur.”
 (Eski Ahit, Eyüp 41: 1-34)

1.2. Devlete benzetilen Leviathan, timsah ya da balina olduğuna inanılan tarihsel bir yaratıktır. Onu mitik bir yaratık haline getiren insandır. İnsanlar tarafından Leviathan’a eklenen her nitelik, özellik, simge ve sembol (attribute) insan yaratısıdır ve sunidir.

1.3. Meşruluğu, sözde kutsallığının zorla kabul ettirilmesiyle başlar. Bu kabul, güvenlik ve katledilme korkusuyla  yapılan feragatlarden ve toplumsal sözleşmelerden oluşmaz. Bu kabul, zorla dayatılmıştır.

1.4. Bu kabule yapılan her başkaldırıda, Leviathan’ın “Ağzından alevler fışkırır, Kıvılcımlar saçılır.” Korku, otosansür ve manipülasyon (cezalandırılma korkusu, toplumdan dışlanma korkusu ve resmi eğitim, müfredat ve devletin resmi ideolojisi) yoluyla kendini soyutlayan devlet, kurumlarının (polis, ordu, jandarma, hapishaneler ve kara/kalekollar) yarattığı şiddet içerisinde somutlaşır.

1.4. Bireylerin kendi doğal haklarından feragat ederek yarattıkları iddia edilen bu yaratık, şiddetle yoğurulmuştur. İnsanlarla “anlaşma yapmaz, tatlı tatlı konuşmaz.” O hiçbir zaman barış yapmayacaktır. Güvenlik, devlet için olsa olsa bir savaş bahanesidir.

2.  2 Tanrı, “İshak’ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git” dedi, “Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.”

6-7 Yakmalık sunu için yardığı odunları oğlu İshak’a yükledi. Ateşi ve bıçağı kendisi aldı.

9 Tanrı’nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshak’ı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı.

10 Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. (Yaratılış 22: 2-10)

2.1. Devletin ya da politik otoritenin tarihsel olarak, kendine zorla biat ettirdiği insanları feda etmek gibi bir geleneği vardır. Devlet her zaman, “evlatlarını feda etmeye” hazırdır. Fakat bu ‘evlat’lar her zaman belli bir sınıfın evlatlarıdır. Bu sınıf, toplumun en kalabalık sınıfıdır.

2.2. Özetle, kağıt üstünde vahşice katledilmekten korktuğu için toplumsal sözleşmeler ve feragatlarla devleti yaratan ‘evlat’lar, tarihte de görüldüğü üzere devlet tarafından katledile gelmiştir.

3. Devletler savaşları, savaşlar devletleri yaratır.²

3.1. Tilly der ki: Birbirleriyle savaşan güçler, değerli bir bölgede hakim olmaya çalışırlar. Savaş, asker, silah, ibate, nakliyat, erzak ve para gibi savaş araçlarının bu bölgede sınırlarında yaşayan nüfustan artarak çıkartılmasına (extraction, ekstraksiyon) sebep olur. Savaş teşebbüsünün kapasitesinin büyümesi, bu ekstraksiyonun kapasitesinin büyümesi anlamına gelir. Tam da bu ekstraksiyon, yerel rakiplerin bertaraf edilmesine, etkisizleştirilmesine ya da asimile edilmesine yol açar. Bu, devlet inşasıdır. Bu yaratının yan-ürünleri, vergi toplama kurumları, kolluk kuvvetleri, mahkemeler, maliyeciler, muhasipler gibi devlet içinde örgütlene kurumlardır. Bu örgütlenme, devlet inşasını pekiştirir. Savaş; askeri örgütlenmenin genişlemesi, yani düzenli orduların, savaş endüstrisinin, yandaş bürokrasilerin ve okulların devlet aygıtı içinde örgütlenmesi ve gelişmesi noktasında da devlet inşasıyla ilişkilidir.

4. Savaş ve vergilendirme yoluyla devlet, şahsi zenginlikler ve kamusal borçlar yaratır.³

4.1. Savaş endüstrisinin oligarşisinden satın ya da borç alınan silahlar, simsarlık yoluyla sağlanan ordunun lojistiği ve zengin kesimlerden alınan borçlarla açılan savaşların harcamaları, toplumun geneline vergilendirme yoluyla yayılır. Böylelikle, savaş endüstirisinden, simsarlardan ve zenginlerden alınan borçlar faiziyle birlikte ödenirken, zenginlik şahsileşir, borç ve fakirlik toplumsallaşır.

4.2. “Ne yaptı lan bu devlet size?” diye çığıran özel hareket polisinin sorusuna verilecek cevaplar bunlardır (bakınız, B2.1-2.2, B3.1, B4.1).

5. O, Leviathan’dır, Molok’tur (≥≥).

Suruç’ta katledilen gençler; bombalanan köyler; Silopi’de gasp edilen cenazeler; iç güvenlik yasası; gaz bombalarının, plastik ve gerçek mermilerin havada uçuştuğu kentler; Yeşil Yol’da, Gezi’de, 3. havaalanı inşasında katledilen doğa ve devlet şiddetine maruz kalan binlercesi, medyanın savaş çığırtkanlığı, tekbir getiren polisler ve askerler, işaretlenen Alevi köyleri, barış diyene yapılan saldırılar… Vaziyet bu. Devlet, yaşam sözü hiçbir zaman vermedi, vermeyecek de.

Devletin, sadece şiddet üzerindeki değil, yaşamlarımız ve ölümlerimizin üzerindeki tekelini de en somut örnekleriyle yaşadığımız bu günlerde, devlet üzerine konuşmamızın tam zamanıdır. Meşruiyet ve bu kelimeyle ilişkili tarihsel, politik ve ekonomik terimlerin üzerine düşünmek elzemdir.

Onur Alptekin

12.08.2015

  1. Hobbes, Thomas. 1651. Leviathan or The Matter, Forme and Power of a Common Wealth Ecclesiasticall and Civil. Leviathan, Eski Ahit’te adı geçen bir hayvandır. Hobbes, burada bu mitik hayvanla mutlakıyetçi devlet arasında bir analoji yapar.
  2. Tilly, Charles. 1985. War Making and State Making as Organized Crime.
  3. Lane, Frederic. 1979. Profits from Power: Readings in Protection, Rent and Violence-Controlling Enterprises.
Reklamlar

Eleştirel Eleştiri'nin Eleştirisi'ne Katkı

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s