Mesele “Susturulma” Mesele’si

Mesele Dergisi’nin Nisan sayısının kapağını beğendim. Fakat başlık ve kapak resmi, oksimoron! Akademi biat eder, tarihsel görevi biat etmek ve biat edenler yaratmaktır. Akademi, öjenik ve ötekileştiricidir. Kapak resmi bunu gösteriyor. Kapak resmiyle Mesele’nin tutumu paralel hatta çakışık! Bu konu hakkında Mesele’nin Nisan sayısında yazdığımı düşünüyordum; evet ben de öyle zannediyordum, ama öyle olmadı. “Akademos’un Bahçesi’nde Anlatı Yasaklısı Olmak” adlı yazım, Mesele’de yayımlanacaktı ama yayımlanamadı. Yazıyı buradan paylaşacağım. Fakat yayımlanmama gerekçesine gelmeden önce yazma sürecimden biraz bahsedeyim.

3 Şubat tarihinde Mesele Dergisi, “Türkiye ve Akademik Alan” dosyası için bir yazı gönderip gönderemeyeceğimi sordu. “Oyun dışı” bırakıldığım akademiyle ilgili bir yazı yazmayı halihazırda planladığım için kabul ettim.

Benim dahil olduğum şekliyle akademi; burs olanakları hakkında öğrenci adaylarını yanlış bilgilendirerek paralarını çalan, başka kurumlardan gelen burslara el koyarak öğrencilerin hayatlarını (faturalar ve fişler aracılığıyla) kontrol eden, yabancı öğrencileri ortak ofis içerisinde tecrit eden ya da doğrudan ortak ofisten ihraç eden, boş zamanları “özelleştiren” bir labirenttir. Özellikle de Bologna Süreci ve neoliberal dönüşüm sonrası akademi dünyasında bu gündelik hayata sirayet eden bir pratiğe dönüşmüştür. Fakat önceden de söylediğim gibi akademinin tarihsel görevi biat etmek ve biat eden yaratmaktır.

Ben de bu “gündelik hayatı” doktora çalışmalarım için gittiğim Nottingham Üniversitesi’nde tecrübe ettim. “Kayıt olduktan sonra başvurabileceğim burs olanakları” vaadiyle kandırılmış ve kayıt yaptırdıktan sonra “kayıt olan öğrencilerin” bursa başvuramayacağını öğrenmiştim. Bir senem şikayet prosedürleriyle geçti; hem okul içinde hem de bağımsız hakem ofisinde (Office of Independent Adjudicator). Nihayetinde, bölüm ve bağımsız (!) hakem, yanlış bilgilendirmeyi tanıdı ve benden özür dilendi ama “ne kadar üzücü de olsa” ellerinden bir şey gelmediğini de belirttiler. Kurumlar kurumları korudu, öteki dışarı atıldı ve problem çözüldü. Ben de okuldaki bir konferansa, doktora konum olan korsanlık üzerine, bir sunum yapmak üzere başvurdum. Konferansta da benim ve diğer ötekilerin başından geçenleri anlatarak, “korsanlar ve hırsızlar şu an burada” diyerek bitirdim. Böylelikle okul içerisindeki tecridim, nazikçe (!) geldiğim okula dönmemi rica etmeleriyle (!) sona erdi. Bildiğiniz Ship of Fools’a (Deliler Gemisi’ne) atılıp geri gönderildim. Eleştirel kuramların efendisi ve baskın paradigmaların kölesi olan akademinin pratiği budur.Ne yazık ki akademinin tarihsel yüzlerinden biri biat etmesidir; diğer yüzü ise öjenik ve ötekileştirici olmasıdır. (Konferansta yaptığım konuşmayı Türkçeye çevirip öncesinde olanları da açıklayarak blog’da paylaşacağım).

Şimdi Mesele’ye geri dönelim. 3 Şubat’tan, yani yazı benden istendiği tarihten itibaren akademik ve politik dünyayı ilgilendiren son derece önemli bir değişiklik oldu. 3 Akademisyen Barış Bildirisi’ni imzaladıkları için hapsedildi. “Akademi” üzerine analizlerim yukarıda anlattığım tecrübeye dayanıyordu ama ben de, yazımın içeriğinde bu gelişmelere bağlı değişiklikler yaptım.  Akademya ile ilgili analizlerimde, Barış için Akademisyenler’den örnekler verdim ve yazımı 23 Mart’ta Mesele’ye gönderdim.

Bugün (29 Mart 2016) Mesele Dergisi’nin sitesine girdiğimde, yazımın dergiye konmamış olduğunu gördüm. Bunun sebebini öğrenmek için e-posta attığımda ise “bu sayı için sayfa sıkışıklığı” olduğunu, yazımın uzun olduğu ve kısaltma da yapamadıklarını, bu sebepten de yazımı çıkarttıkları cevabını aldım. Güncel olaylar ve akademisyenlerin durumu yüzünden konu üzerinde yazılan yazıların sayısının artmasını anlayışla karşılarım, fakat yazarına bildirilmeden bir yazının sansürlenmesini – evet bu sansürlemektir! – kabul edilemez. Neden sansür diyorum?

Yazının belirlenenden uzun olduğu bana bildirilebilirdi. Fakat ne 20.000 vuruş olarak belirlenen sınır bana önceden bildirildi, ne de yazımın olması gerektiğinden uzun olduğu. Böyle bir bilgilendirme olsaydı, kısaltmak bir seçenek olabilirdi. Ki böyle bir kısaltma da benim tercihim olmalıydı, bana verdikleri cevaptaki gibi derginin emri vaki kısaltması değil.

Ya da dergiye çok yazı geldiği için yazıma yer olmadığı ya da daha az bir yer ayrılabileceği bana önceden bildirilebilirdi. Ve bu duruma göre yazmak/yazmamak konusunda fikrim sorulabilirdi. Ama hiçbir bilgim olmadan yazım dergiden çıkarıldı.

En azından yazımın çıkarılmasına karar verildiği konusunda bir bilgilendirme yapılabilirdi. Tek bilgilendirme, dergi basıma gönderildikten ve ben sorduktan sonra geldi. Benden istenen yazı sonrası harcadığım emeğin, dergi/meta fetişizmi (önceki üretim süreçlerinin görmezden gelinmesiyle bağlantılı olarak) uğruna hiçe sayılması da cabası.

Mesele’ye soruyorum: anlatıları – tepeden – eleyen, tümden sansürleyen ve dergi sınırlarının dışına iten, talep ettiği yazıyı sıkışıklık bahanesiyle reddeden zihniyetin, sol popülizme yakınlığı (ki zamanlama manidardır) ve bu popülizmin tarihsel olarak, iktidarın yasakçı ve hapseden ve akademinin metalaştıran/susturan zihniyetine olan yakınlığı konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu “eleme,” altında anlatıları ezen bir sol popülizm midir, yoksa hafife alınamayacak bir özensizlik midir?

Kaderin cilvesi ya, yazdığım yazı da bunun üzerineydi: “öteki neden ve nasıl susturulur?”

“Burslar ve olanaklar” konusunda öğrencilerini kasten yanlış bilgilendiren bir akademiden, konferansta “korsan” bildiri sunup okulu korsanlıkla suçladığım için ayrılmaya zorlanmak gibi Mesele’nin de – hem de öteki’nin susturulmasıyla ilgili bir yazı üzerinden – bir öteki yaratarak susturması, ironik.

Sanırım esas Mesele, kapaktaki kara koyunun kim olduğu!

Onur Alptekin

29.03.2016

Reklamlar

3 thoughts on “Mesele “Susturulma” Mesele’si

  1. Sayın Yazar,
    Mesele ile “mesele”ni anladım.
    Anlamadığım “öjenik”in anlamı.
    Bunu da çözersek herşey daha anlaşılır olacak.
    Eski lise Edebiyat kitaplarinda olduģu gibi az kullanılan kelimelerin anlamlarının açıklandığı “dipnot” gibi.
    Asıl “mesele”ye gelirsek; insanın başına geldiģinde olaylar daha da etkili oluyor.
    Mevcut dùzen içerisinde yayınlanıp, birde para kazanma amacı/ihtiyacı var ise “mesele”den de bunun beklenmesi bulunduğumuz ortamın doğal akışında “normal” olmalı.
    “Doğru” olmakla “normal” olmayı iki farklı olgu olarak değerlendiriyorum.
    “Sansür”, “kandırılma”,”yanıltılma” seni hangi yönde hangì hızla eğitecek/geliştirecek, ilgiyle takip edecegim.
    Bir zaman gelecek, “mesele”ler çoğalacak ve bazı”mesele”leri ciddiye almayacaksın diye umuyorum.

    Selamlar,
    Tahsin AKAR

    1. “Mesele” ile mesele ve Mesele ile “mesele” ayrımı önemli. Zira buradaki ayrım: özne ve iktidar arasındaki yapay/insan yapımı ayrımın bir benzeri.

      Mesele’nin meselesinin para kazanma amacı/ihtiyacı, popülist söylem yaratma amacı/ihtiyacı ya da başka bir mesele kaynaklı mı olduğunu bilmiyorum fakat tedirgin edici olan, yöntemlerinin iktidarın susturma pratiğiyle benzeşmesi. İktidarla benzeşmesini; ötekini susturmak, sözüne el koymak, konuşma/hareket alanı bırakmamak bağlamında ele alıyorum. Bu bağlamda da “normal” karşılamak gibi bir niyetim de, ciddiye almamak gibi bir lüksüm de yok. Hele kendi emeğim üzerinden bir konuda hiç yok!

      Öte yandan, normalleşmeye şüpheyle yaklaşmak geretiğini düşünüyorum. Yoksa bir sürü şiddet ve bastırma pratiği ya da iktidar tarafından alışılması önerilenler (bombalarla yaşamak, milliyetçilik, vs.) “bulunduğumuz ortamın doğal akışında normal” olabiliyor. Normal tehlikeli ve riskli bir kavramdır. Bu kavrama alışmamak en iyisi.

      Önemli olan, her meseleyi kendi ilişkisel bağlamında ciddiyetle ele almaktır. Meseleler artıyorsa bizi rahatsız eden daha çok şey var demektir. Bu da önem verdiğimizin göstergesidir.

      Yorum için teşekkür ederim.

Eleştirel Eleştiri'nin Eleştirisi'ne Katkı

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s